Web Tasarım Ankara

MÜSLÜMANLAR ELİYLE MÜSLÜMANLIĞA VE MÜSLÜMANLARA "RIZA" DARBESİ!

Adem Çaylak

ademcaylak@gmail.com

20 Nisan 2017

 

Uluslararası hegomonya odakları, 1990'ların sonundan beri "zor" üzerinden değil, "rıza" üzerinden strateji ve taktiklerini yaptılar.

 

Güce susamışlık, sınıfsal açlık çeken ve devleti fethetme arzusu ile yanıp tutuşan mağdur ve ezilmiş Müslümanların iktidara gelmesi yönünde irade ortaya koyan güce oynadılar ve farklı baskı ve taktik hesapları ile iktidarı elde etmek ve güçlü bir biçimde sürdürmek adına her türlü aracı meşru gören ve hizmetkar şebeke ile kan uyuşmazlığındaki gerdek evliliğini bile yutkunarak kabullenen Müslümanların tam iktidar olma pratiği yaşamalarına ve devleti ele geçirmelerinin yolunu açtılar. Hizmet"Kar" ve Muhafaza"Kar"lık aparatları ile zaten buna teşne dindarları zehirlediler.

 

Uluslararası küresel sermaye ve çıkar odakları kirli ve zor kullanan ellerini göstermeden, dindar Müslümanların ezilmişliklerini ortadan kaldıracaklarına inandıkları, güce, servete ve makama aşırı iman eden muhafazakar toplumsal iktidar eliyle ve onların üzerinden, pejoratif ve inşaatçı kapitalist kalkınmanın yarattığı sahte ve rantçı refah ile ahlak, değer, adalet, ilke ve hakkaniyeti satın alan bir kirli Müslümanlık yaratmıştır.

 

Başka bir deyişle, "RIZA" ya dayalı hegemonik güçler, muhafazakarlar eliyle Müslümanlığın en temel değerlerinin çarçur edilmesi ve bir bozuk para gibi harcanması işinde başarılı olmuştur.

Bedeli daha ilerde hepten çok ağır olacak bu kumpasa gelen dindarlar eliyle ve muktedire aşırı iman ve güç vehmeden teopsikolojik arzu ile Müslümanlar, uluslararası sisteme ve onun payandası rolünü ifa eden Kemalist siyasal rejime, bu kez dindar 
"tek adamlık" üzerinden entegre edilmiş ve devlete eklemlenerek, geçmişte de çok samimi yaşamadıkları, masumiyetlerin mahrumiyetten kaynaklanan değerlerini heba etmişlerdir. Geçmiş olsun.

Bundan sonra dindar, muhafazakar ve Müslüman mahallenin ve kitlenin bağırmaya, şikayet etmeye ve onu bunu suçlamaya hakkı yoktur.

 

Çünkü hemşerim abdalım Neşet Ertaş'ın söylediği gibi, "Kendim ettim kendim buldum. Gül gibi Sarardım soldum".

 

Rızaya dayalı hegemonya, sadece Müslümanlara arzularını ve istediklerini vermiştir. Ancak bedeli çok ağır olan ve olacak olan iddiaları ve davalarından vazgeçmeleri karşılığında.

 

Şimdi, sözümona bununla yüzleşmek ve hesaplaşmak adına yine başka bir operasyona gelinmekte ve veballı, suçlu dindar, muhafazakar ve Müslüman kitle ve sayısı az vicdanlı ve Müslüman mahalle ile farklı mahallelerden vicdanlı muhaliflerin üzerine, suçun ve vebalin tümü onlarınmış gibi, strateji ve taktiği yapanların hedef göstermesi ile en büyük hata, suç, vebalı olan din soslu Akkurt milliyetçiliği iktidarı ile büyük baskı ve tasfiyeler gerçekleştirilecektir.

 

Bir büyük yanlıştan başka önü alınamaz büyük bir yanlışa daha savrulmaktadır muktedirin Müslümanları. Bir türlü oyun içinde oyun, kumpas içinde kumpas ve operasyon içinde operasyon yediklerinin farkında olmadıkları için kendi sularında boğulmakta ve kendi ayaklarına kurşun sıkmaktadırlar.

 

Tüm bunların bedelini Türkiye ve özellikle Müslümanlık ve samimi İslam, değerler ve ilkeler ve masum/mazlum baldırı çıplak insanlarımız ödeyecektir.

 

Artık bu toplumda hiç kimse hiçbir iktidar odağı, İslam'ın temel değerleri olan ilkeleri kullanarak ya da manipüle ederek iktidara gelemeyecektir. 


Bu yüzden hala muhafazakat topluluğun çoğunluğunun inandığı, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu ülkede artık hep dindar bir Müslüman cumhurbaşkanı olacak naif ve aldatıcı fikrin ne kadar yanlış olduğunu ileride hep birlikte göreceğiz.

Hele herşey muhafazakar iktidarın elinde iken, 15 Temmuz darbe girişiminin tüm olumlu yanları iktidar lehinde iken, eşit olmayan koşullarda rekabete dayalı olmayan ve devletin tüm imkan kurum ve kuruluşlarını kullanan evet kampanyaları var iken ve en önemlisi de müslümanların kendi ezilmişliklerini ortadan kaldıracak güçlü ve karizmatik dindar Müslüman bir muktedir bir cumhurbaşkanı var iken %51 kritik "evet" oluşmuşsa, ne demek istediğimi daha iyi anlamışsınızdır umarım.

 

Hala anlamadınız mı yoksa? Anlarsanız şaşarım zaten. Bu güce tapınmacı, iktidarı itikatlaştıran, iktidara yanaşık düzen hareket edenler ile itaat edenleri sadık mü’minler ve ona iyiniyetli eleştiri getirenleri gafil, düşmanın ekmeğine yağ süren ya da hain ve iktidara karşıt olanları zimni statüsünde gören, daha keskin söylersek iktidar ve karşıtlarını iman ve küfür çizgisinde görecek denli iktidar ilişki ve siyaset meselesini bir itikat ve iman meselesi gibi ele alan, hiç bir eleştiri ve vicdanlı ses bırakmayan, herkesi ihanet ve düşmanlıkla suçlama edebiyatı yaparak sözüm ona iktidarı ve muktediri koruyacaklarını sananların tuzağına gelen muhafazakar iktidar ile iktidarı iyilik, ahlak ve adalet, ilke, değer ve hakkaniyet konusunda uyarıcı muhalefeti bile yap(a)mayan bağnaz ve taassupçu kafanın anlamasını da artık beklememekteyim. Zaten geçenlerde yazdığım gibi artık insanları, olayları ve oynanan dolapları ve süreçleri anlamaktan vazgeçtim. Bu cümlemden bile saldırı oklarından ayetler fışkırabilir.

 

Vatan, satan ve yatan cephesi çok iyi çalışmaktadır. Aferin onlara!!! Onların çizgisine gelenler ve getirenler ya da bu çizgiyi meşru görenler ar duysun biraz da. Benim buna artık dayanacak kafa, gönül ve arzu gücüm kalmadı. 2023 hedeflerini Müslüman, dindar ve muhafazakar iktidar eliyle adım adım gerçekleştiriyor olan neofaşist yeni Kemalist siyasi öz, müslümanların bu kadar her şeye teşne olduklarını bilse, rıza üzerinden her şeylerini teslim edeceklerini, heba edeceklerini, davalarından ve iddialarından vazgeçeceklerini bilselerdi, geçmişte olduğu gibi zor üzerinden kalkışmalar, karşıtlıklar ve dirençler gösterirler miydi? Dine sloganik ve göstergesel boyutta karşı çıkma, dindarların ibadetlerini yapmalarına saygı göster. Onun dışında zaten her şeylerinden, ilkelerinden ve değerlerinden vaz geçmiş, adaleti satın almış zihniyet dünyasına her şeyi yaptır. Bu kadar basitmiş. Şu an her şey tetikçi vatan, yatan ve satan cephesinin istediği din soslu neo faşist yeni Kemalist düzeni kurmak isteyenlerin arzusu çerçevesinde şekillenmektedir.

 

Akıl etmeyen, düşünmeyen, sorgulamayan ve özellikle üreten muhalif vicdanlı Müslümanlığı bitiren bu keskin ve kesin inançlı Ortodoks Müslümanlık kafası olduğu sürece, daha çok akleden, düşünen ve sorgulayanların elinde ve eliyle ve bu kafa kullanılarak ensemizde boza pişirilecek ve mazlumların, masumların, muhalifler ile vicdanlıların beden ve kalpleri dağlanacaktır.

 

Daha duralım bakalım darbelerden ne tür darbeler yiyeceğiz, bu zihniyet ve güce tapınmacı (powerteism), pazucu, gazcı, ver coşkucu halet-i politik sosyo-psikoloji devam ettiği sürece.

 

Bu gidişle insanlar, muhafazakar Müslümanları ve içi dışı bir olmayan dindarları gördükçe kaçacaklardır. Bedelini de ne yazıkki kasalarını, masalarını ve midelerini tıkabasa dolduranlar ile bu gidişattan nemalananlar ödemeyecek, gariban dindar, masum ve vicdanlı ve muhalif insanlar ödeyecekler. Yazık ki yazık.

 

Kaybeden ne ve kim? Kazanan ne ve kim? Artık siz karar veriniz!!!

 

Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...

Kategori: Adem Çaylak